İslami Hazine
4 hadis
حَدَّثَنَا قَبِيصَةُ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ طَارِقٍ، قَالَ ذُكِرَتْ عِنْدَ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ الشَّجَرَةُ فَضَحِكَ فَقَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي وَكَانَ، شَهِدَهَا.
Tarık dedi ki: "Said b. el-Müseyyeb'in huzurunda ağaçtan sözediidi, o gülerek dedi ki: "Babam onda (o bey'atte) bulunmuştu ... " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Andolsun ağacı" yani altında Rıdvan bey'atinin yapıldığı ağacı "görmüştüm. "Said" b. el-Müseyyeb "dedi ki: Muhammed sallallfıhu aleyhi ve sellem'in ashabı onu bilmezken onu siz mi bildiniz, siZ mi daha iyi biliyorsunuz, dedi." Said bu sözlerini yapılanı reddetmek amacıyla söylemiştir. "Siz mi daha iyi bilirsiniz" sözü de tehekküm (istihza) yolu ile söylenmiştir. "Onu tanıyamadık." Bizim için tanınmaz bir hal almıştl. "Said b. el-Müseyyeb'in yanında (altında Rıdvan bey'atinin yapıldığı) ağaç sözkonusu edildi de gülerek: Babam bana haber vererek o, onda (o bey'atta) bulunanlardandı dedi." el-İsmail! şunu da eklemektedir: "Ertesi sene oraya gittiklerinde o ağac(ın yeri) bize unutturuldu." Cihad bölümünde (2958. hadiste) bu anlamdaki İbn Ömer yoluyla gelen hadis açıklanırken "savaş üzere bey'at" başlığı altında bu ağacın hangisi olduğunun onlardan saklanmasındaki hikrhete dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Fakat Said b. el-Müseyyeb'in babasının söylemiş olduğu ertesi sene o ağacı tanıyamadıklarına dair sözlerine dayanarak o ağacı bildiklerini iddia edenlere tepki göstermesi, büsbütün o ağacın tanınmaz olduğunun delili değildir. Çünkü yine musannıf (Buhari) tarafından bundan önceki Cabir'in rivayet ettiği hadiste şöyle denilmektedir: "Eğer bugün gözlerim görüyor olsaydı size ağacın yerini gösterecektim." Bu gözüyle o ağacın yerini tespit etmiş olduğunu göstermektedir. Daha sonra İbn Sa'd'da sahih bir senedie Nafi'den gelen bir rivayet buldum. Buna göre Ömer bir takım kimselerin ağacın yanına giderek yanında namaz kıldıklarını haber alınca onları tehdit etmiş, sonra da o ağacın kesilmesini emredince ağaç kesilmiştii
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مُخَارِقٍ، سَمِعْتُ طَارِقًا، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ إِنَّ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ، وَأَحْسَنَ الْهَدْىِ هَدْىُ مُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم.
Tarık'tan, dedi ki: "Abdullah dedi ki: Şüphesiz sözün en güzeli Allah'ın kitabı, hedyin (önderliğin) en güzeli de Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gösterdiği yoldur." Bu Hadis 7277 numara ilede geçiyor Fethu'l-Bari Açıklaması: "Dell: Davranış, tutum". Yürüyüş, konuşma ve başka hallerde güzel hareket etmek demektir. Yol hakkında da kullanılır. "Semt: Dini hususlarda görünüş". Din ile ilgili hususlarda görünüşün güzelliği demektir. İşte mutedil olmak, yol ve cihet hakkında da kullanılır. "Hedy". Ebu Ubeyd dedi ki: AsIında el-hedy ve ed-dell birbirine yakın anlamIardadır. Sekinet ve vakar, heybet, görünüş ve şe mail (bedeni özellikler) hakkında da kullanılır. Semt genelde güzellik ve süs cihetiyle değil de hayır ve dil bakımından güzel görünüş ve güzel heyet anlamındadır. YOI hakkında da kullanılır. Kişinin İslam ehlinin yolu üzere, hayır ehlinin kılığında olması cihetiyle her ikisi de güzel anlamdır. Hadis-i şerifte İbn Mesud'un pek üstün bir fazileti sözkonusu edilmektedir. Çünkü Huzeyfe onun insanlar arasında bu özellikler bakımından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e en ileri derecede benzeyen birisi olduğuna tanıklık etmektedir. Bu ifadelerde kişinin bilmediği şeyler hakkında kanaat belirtmekten sakınmak da dile getirilmektedir. Çünkü Huzeyfe: "Evinden çıktığı zamandan döndüğü vakte kadar" demiş ve bu tanıklığında tanıklık etmesi mümkün olan bu kadarı ile yetinmiştir. Diğer taraftan: "Ailesi ile birlikte başbaşa kaldığında da ne yaptığını bilmiyoruz." demiştir. Çünkü ailesi ile başbaşa kaldığı takdirde, ailesi ile hoş geçinip onlarla rahat etmesinin, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımları ile birlikteki halinden daha fazla ya da eksik olmasını mümkün görmüştür. Bu sözleri ile Abdullah radıyaııahu anh hakkında eksiltici bir ifade kullanmayı da kastetmiş değildir. Buhari el-Edebu'l-Müfred'de, Zeyd İbn Vehb yoluyla şu rivayeti nakletmektedir: "Ben İbn Mesud'u şöyle derken dinledim: Şunu bilin ki, ahir zamanda güzel bir yaşayış, bazı amellerden daha hayırlıdır." Hadisin senedi sahihtir. Böyle bir ifade de kişinin kendi görüşüne dayanarak söylenemez. Sanki İbn Mesud, bundan dolayı yaşayışının, hal ve hareketlerinin güzelolmasına çokça dikkat eder, gayret gösterirdi
أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الأَعْلَى، قَالَ حَدَّثَنَا أُمَيَّةُ بْنُ خَالِدٍ، قَالَ أَنْبَأَنَا شُعْبَةُ، أَنَّ مُخَارِقًا، أَخْبَرَهُمْ عَنْ طَارِقٍ، أَنَّ رَجُلاً، أَجْنَبَ فَلَمْ يُصَلِّ فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ " أَصَبْتَ " . فَأَجْنَبَ رَجُلٌ آخَرُ فَتَيَمَّمَ وَصَلَّى فَأَتَاهُ فَقَالَ نَحْوَ مَا قَالَ لِلآخَرِ يَعْنِي " أَصَبْتَ " .
Tarık (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir kimse cünüp oldu ve namaz kılmadı. Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e geldi ve durumunu arzetti de Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): yapmışsın) buyurdu. Yine bir başka adam cünüp oldu teyemmüm edip namazını kıldı. Durumunu Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e arzedince; Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) diğerine söylediğine benzer bir şey söyledi yani (Doğru yapmışsın) dedi. (Buhârî, Teyemmüm: 5; Dârimi, Tahara:)
أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ عِيسَى، قَالَ أَنْبَأَنَا الْفَضْلُ بْنُ مُوسَى، قَالَ أَنْبَأَنَا يَزِيدُ، - وَهُوَ ابْنُ زِيَادِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ - عَنْ جَامِعِ بْنِ شَدَّادٍ، عَنْ طَارِقٍ الْمُحَارِبِيِّ، أَنَّ رَجُلاً، قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ هَؤُلاَءِ بَنُو ثَعْلَبَةَ الَّذِينَ قَتَلُوا فُلاَنًا فِي الْجَاهِلِيَّةِ . فَخُذْ لَنَا بِثَأْرِنَا . فَرَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ وَهُوَ يَقُولُ " لاَ تَجْنِي أُمٌّ عَلَى وَلَدٍ " . مَرَّتَيْنِ .
Bu hadis için henüz çeviri mevcut değil.