İslami Hazine
12 hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْغَسِيلِ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ بَدْرٍ حِينَ صَفَفْنَا لِقُرَيْشٍ وَصَفُّوا لَنَا " إِذَا أَكْثَبُوكُمْ فَعَلَيْكُمْ بِالنَّبْلِ ".
Ebu Useyd babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir savaşında Kureyş müşriklerine karşı savaş konumu aldığımızda bize şu talimatı verdi: "Size yaklaşıp menzile girdiklerinde onların üzerine ok yağdırın!" Tekrar:
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ بَنُو النَّجَّارِ، ثُمَّ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ بَنُو الْحَارِثِ بْنِ خَزْرَجٍ، ثُمَّ بَنُو سَاعِدَةَ، وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ ". فَقَالَ سَعْدٌ مَا أَرَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَدْ فَضَّلَ عَلَيْنَا فَقِيلَ قَدْ فَضَّلَكُمْ عَلَى كَثِيرٍ. وَقَالَ عَبْدُ الصَّمَدِ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، سَمِعْتُ أَنَسًا، قَالَ أَبُو أُسَيْدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا، وَقَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ.
Ebu Useyd r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ensar evlerinin en hayırlısı, Neccar oğullarıdır, sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra el-Haris b. el-Hazrec oğulları, sonra Saide oğullarıdır. Bununla birlikte bütün Ensar ailelerinde hayır vardır. Sa'd, benim gördüğüm kadarıyla Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem başkalarını bize üstün tutmuştur, dedi. Bunun üzerine, gerçekte o sizi pek çok kimseye üstün kılmıştır, denildi. " Bu Hadis 3790,3807 ve 6053 numara ile gelecektir
حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ حَفْصٍ، حَدَّثَنَا شَيْبَانُ، عَنْ يَحْيَى، قَالَ أَبُو سَلَمَةَ أَخْبَرَنِي أَبُو أُسَيْدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " خَيْرُ الأَنْصَارِ ـ أَوْ قَالَ خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ ـ بَنُو النَّجَّارِ وَبَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ وَبَنُو الْحَارِثِ وَبَنُو سَاعِدَةَ ".
Yine onun (Ebu Useyd) r.a.'ın, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlediği rivayet edilmiştir: "Ensarın en hayırlıları --ya da Ensar evlerinin en hayırlıları, diye buyurdu-- Neccar oğulları, Abdu'l-Eşhel oğulları, elHaris oğulları ve Sazde oğullarıdır
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَبُو أُسَيْدٍ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ بَنُو النَّجَّارِ، ثُمَّ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ، ثُمَّ بَنُو الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ، ثُمَّ بَنُو سَاعِدَةَ وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ ". فَقَالَ سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ ـ وَكَانَ ذَا قِدَمٍ فِي الإِسْلاَمِ ـ أَرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَدْ فَضَّلَ عَلَيْنَا. فَقِيلَ لَهُ قَدْ فَضَّلَكُمْ عَلَى نَاسٍ كَثِيرٍ.
Ebu Useyd Resulullah'ın şöyle buyurduğunu söyledi: "Ensar'ın evlerinin hayırlısı Neccar oğullarıdır. Sonra Abdu'l-Eşhel oğulları, sonra el-Haris b. el-Hazrec oğulları, sonra Saide oğullarıdır. Bununla birlikte Ensarın bütün evlerinde bir hayır vardır. Sa'd b. Ubade -ki İslama erken girmişlerden idi- dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başkalarının bizden faziletli olduğunu söylediğini görüyorum. Ona, o, sizlerin pek çok kimseden daha faziletli olduğunuzu söylemiştir, denildi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Said b. Ubade" b. Du!eym b. Harise b. Ebi Huzeyme b. Sa'lebe b. Tarif b. el-Hazrec b. Saide "nin bir menkıbesi" Künyesi Ebu Sabit'tir. Ashab-ı kiramın meşhurlarından biri olan Kays b. Sa'd'ın da babasıdır. Sa'd, Hazreclilerin büyüğü, cömertliğiyle meşhur bir kimse idi. Şam topraklarından sayılan Havran denilen yerde Ömer radıyallahu anhlın halifeliği döneminde h. 14 yahut 15. yılda vefat etmiştir. Daha sonra Buhari onun hakkında Ebu Useyd'in Ensarın evlerine dair rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Az önce geçmiştir. Burada onu tekrar etmesinin sebebi bu rivayet yolunda: "Ki İslamda önceliği olan birisi idi" demiş olmasıdır. "Aişe dedi ki: O bundan önce salih bir kimse idi." Bu İfk hadisinin bir bölümüdür. Bu hadis bütünüyle yüce Allah'ın izniyle Nur suresinin tefsirinde gelecektir. Aişe bu hadiste Sa'd b. Ubade ile Useyd b. Hudayr arasındaki konuşmaları zikretmiştir. Ordaki rivayete göre Useyd b. Hudayr şöyle demiştir: "Eğer bu kişi Hazrec'den olan kardeşlerimizden ise sen de bize düşeni emret. Bunun üzerine Sa'd b. Ubade kendisine: Sen onu öldüremezsin, dedi" ve bunun sonucunda aralarındaki tartışma alevlendi, nihayet Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onları susturdu. Aişe bu sözleriyle Said b. Ubade'nin o sözü söylemeden önce de salih bir kişi olduğuna işaret etmiş olmaktadır. Ancak bu onun bu sıfatın dışına çıkmış olmasını gerektirmez. Zira bu haberde o sözü söylediğinden sonraki durumu ile alakalı bir ifade bulunmamaktadır. Göründüğü kadarıyla onun bu niteliği devam etmişir. Çünkü o bu sözü söylemekte mazur idi. Çünkü bunu söylerken kendisine göre bir yorumda bulunmuştu. Bundan dolayı musannıf (Buhari) bu sözü menkıbeleri arasında zikretmiş bulunmaktadır. Bu sözü söylemeden önce de ayıplanmasını gerektirecek bir hali ortaya çıkmamıştır. Sa'd'ın bu sözü söylemekteki mazereti de açıkça ortadadır. Çünkü onun kanaatine göre Evs'den olan kardeşi, her iki kesim arasında olanlar dolayısıyla Hazrec kabilesinin değerini düşürmek istediğini sanmıştı ve bu sebeple ona cevap yetiştirmişti. * * *Not: İbn Hacer burada Sa'd b. Ubade'nin adını vermiş olmakla birlikte işaret olunan İfk hadisinde bu husus ile ilgili ifadeleri ayrıca zikretmemiştir. Bu hususa dair olan ibarelerin tercümesi şöyledir: "Ensardan Said b. Muaz ayağa kalkarak, ey Allah'ın Reslılü dedi. Bu hususta ben senin istediğini yapmaya hazırım. Eğer bu kişi Evslilerden ise boynunu vururum, şayet kardeşlerimiz Hazredilerden ise bize emret, senin emrini yerine getiririz. (Aişe) dedi ki: Hazredilerin efendisi olan ve bundan önce de salih bir kişi olan -fakat hamiyet duygusunun tesiri altında kalan. Said b. Ubade ayağa kalkarak, Sa'd (b. Muaz)'a: Allah'a yemin ederim onu öldüremezsin. Buna gücün de yetmez, dedi. Bunun üzerine Useyd b. Hudayr -ki o Said b. Muaz'ın amcasının oğlu idi- ayağa kalktı ve SaId b. Ubade'ye: Allah hakkı için yalan söylüyorsun. Andolsun biz onu öldüreceğiz. Şüphesiz ki sen de münafık bir kimsesin ve münafıklar adına onları savunarak mücadele ediyorsun, dedi. .. " (Sk. 4750 numaralı hadis). * * *Not bitti
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحِيمِ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ الْغَسِيلِ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ، وَالْمُنْذِرِ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ بَدْرٍ " إِذَا أَكْثَبُوكُمْ ـ يَعْنِي كَثَرُوكُمْ ـ فَارْمُوهُمْ، وَاسْتَبْقُوا نَبْلَكُمْ ".
Ebu Esid r.a. dedi ki: "Bedir günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize, size çokça yaklaştıkları vakit -yani yanınıza çok yakın geldiklerinde- onlara atınız ve oklarınızı rastgele atarak bitirmeyiniz, diye buyurdu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Onlara atınız ve oklarınızı rastgele atarak bitirmeyiniz." ed-Davudı dedi ki: "Onlara atınız" buyruğu, onlara taş atınız demektir .. Çünkü bir topluluğa taş atıldığı takdirde hemen hemen hiçbir taş boşa gitmez. Allah Resulünün: "Oklarınızı rastgele kullanıp, bitirmeyiniz" buyruğu da şu demektir: Yani karşılıklı çatışma oluncaya kadar ok atmayınız. ed-Davudı böyle derken başkası da: Yani onlara oklarınızın bir kısmını atınız. Hepsini kullanmayınız, demiştir. Bana görede kuwetli olan görüşAllah Resulünün: "OklarınlZı rastgele atarak bitirmeyiniz" sözünün anlamı "onlara atınız" buyruğu ile alakah değildir. Bu ifade sanki emirden maksadının ne olduğunu açıklıyor gibidir. Yani size yaklaşıncaya kadar ok atma işini geciktiriniz. Bu da şu demektir: Onlar uzak oldukları takdirde atılan oklar çoğunlukla onlara isabet etmeyecektir. Yani sizler çoğunlukla isabet etme ihtimali olmayan hallerde boşuna oklarınızı israf etmeyiniz .. Fakat oklarınızın onlara isabet etmesi ihtimalinin yüksek olduğu hallerde onlara ok atınız
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ غَسِيلٍ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ خَرَجْنَا مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم حَتَّى انْطَلَقْنَا إِلَى حَائِطٍ يُقَالُ لَهُ الشَّوْطُ، حَتَّى انْتَهَيْنَا إِلَى حَائِطَيْنِ فَجَلَسْنَا بَيْنَهُمَا فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " اجْلِسُوا هَا هُنَا ". وَدَخَلَ وَقَدْ أُتِيَ بِالْجَوْنِيَّةِ، فَأُنْزِلَتْ فِي بَيْتٍ فِي نَخْلٍ فِي بَيْتٍ أُمَيْمَةُ بِنْتُ النُّعْمَانِ بْنِ شَرَاحِيلَ وَمَعَهَا دَايَتُهَا حَاضِنَةٌ لَهَا، فَلَمَّا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " هَبِي نَفْسَكِ لِي ". قَالَتْ وَهَلْ تَهَبُ الْمَلِكَةُ نَفْسَهَا لِلسُّوقَةِ. قَالَ فَأَهْوَى بِيَدِهِ يَضَعُ يَدَهُ عَلَيْهَا لِتَسْكُنَ فَقَالَتْ أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْكَ. فَقَالَ " قَدْ عُذْتِ بِمَعَاذٍ ". ثُمَّ خَرَجَ عَلَيْنَا، فَقَالَ " يَا أَبَا أُسَيْدٍ اكْسُهَا رَازِقِيَّتَيْنِ وَأَلْحِقْهَا بِأَهْلِهَا".
Ebu Useyd r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Nihayet eş-Şavt diye adlandırılan bir bahçeye vardık. Daha sonra iki bahçenin yanına varınca ikisi arasında oturduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Burada oturun, dedi ve kendisi içeri girdi. Cevniyye de getirilmiş ve hurmalıkta bir eve en-Nu'man İbn Şerahll'in kızı Umeyme'nin evine yerleştirilmişti. Beraberinde onun dadısı ve ebesi de vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cevniyye'nin yanına girince, Allah Rasulü: Sen kendini bana hibe et deyince, kadın: Hiç hükümdar olan bir kadın kendisini böyle olmayan kimseye hibe eder mi, dedi. (Ravi Ebu Useyd) dedi ki: Allah Resulü kadın huzur ve sükun bulsun diye elini üzerine koymak için uzatınca, kadın: Senden Allah'a sığınırım, dedi. Allah Resulü: Sen gerçekten sığındıran bir yere sığındın, diye buyurdu. Daha sonra yanımıza çıkıp geldi ve: Ey Ebu Useyd, buna razıkıyye denilen iki parça kumaş ver ve onu ailesinin yanına götür, dedi. Bu Hadis 5257 numara ile gelecektir
وَقَالَ الْحُسَيْنُ بْنُ الْوَلِيدِ النَّيْسَابُورِيُّ عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبَّاسِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ أَبِيهِ، وَأَبِي، أُسَيْدٍ قَالاَ تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أُمَيْمَةَ بِنْتَ شَرَاحِيلَ، فَلَمَّا أُدْخِلَتْ عَلَيْهِ بَسَطَ يَدَهُ إِلَيْهَا فَكَأَنَّهَا كَرِهَتْ ذَلِكَ فَأَمَرَ أَبَا أُسَيْدٍ أَنْ يُجَهِّزَهَا وَيَكْسُوَهَا ثَوْبَيْنِ رَازِقِيَّيْنِ.
Abbas İbn Sehl'den, o babasından ve Ebu Useyd'den şöyle dediklerini nakletmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Şerahil'in kızı Umeyme ile evlendi. Kadın onun huzuruna getirilince, ona elini uzatmak istedi. Kadın bundan tiksinir gibi olunca, Ebu Useyd'e o kadını hazırlamasını ve ona iki razıkı elbise vermesini emretti. " Bu Hadis 5637 numara ile gelecektir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، - أَوْ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، - قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِذَا دَخَلَ أَحَدُكُمُ الْمَسْجِدَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ افْتَحْ لِي أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ . وَإِذَا خَرَجَ فَلْيَقُلِ اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ " . قَالَ مُسْلِمٌ سَمِعْتُ يَحْيَى بْنَ يَحْيَى يَقُولُ كَتَبْتُ هَذَا الْحَدِيثَ مِنْ كِتَابِ سُلَيْمَانَ بْنِ بِلاَلٍ . قَالَ بَلَغَنِي أَنَّ يَحْيَى الْحِمَّانِيَّ يَقُولُ وَأَبِي أُسَيْدٍ .
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Bilâl, Rabîatü'bnü Ebî Abdirrahmân'dan, o da Abdülmelik b. Saîd'den, o da Ebû Humeyd'den (yahut Ebû Useyd'den) naklen haber verdi. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Biriniz mescide girdiği vakit : Yâ Rabbî! Bana, rahmet kapılarını aç! desin, Çıktığı vakit de Yâ Rabbî! Ben, senden fadlını dilerim, desin!» buyurdular. Müslim der ki: Ben, Yahya b. Yahya'yı şöyle derken işittim: Ben, bu hadîsi Süleyman b. Bilâl'in kitabından yazdım. O: Duydum ki Yahye'l -Hımmânî (ve Ebû Useyd) diyormuş; demişdir
وَحَدَّثَنَا حَامِدُ بْنُ عُمَرَ الْبَكْرَاوِيُّ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، حَدَّثَنَا عُمَارَةُ بْنُ غَزِيَّةَ، عَنْ رَبِيعَةَ بْنِ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ سَعِيدِ بْنِ سُوَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ، أَوْ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمِثْلِهِ .
{….} Bize, Hâmid b. Ömer El-Bekrâvî rivayet etti. Dediki: Bize Bişr b. Mufaddâl rivayet etti. (Dediki): Bize Umâretü'bnü Gaziyye, Rabîatübnü Ebî Abdurrahman'dan, o da Abdülmelik b. Saîd b. Süveyd-i Ensârî'-den, o da Ebû Humeyd (yahut Ebû Useyd)'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ، بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، يُحَدِّثُ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " خَيْرُ دُورِ الأَنْصَارِ بَنُو النَّجَّارِ ثُمَّ بَنُو عَبْدِ الأَشْهَلِ ثُمَّ بَنُو الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ ثُمَّ بَنُو سَاعِدَةَ وَفِي كُلِّ دُورِ الأَنْصَارِ خَيْرٌ " . فَقَالَ سَعْدٌ مَا أُرَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلاَّ قَدْ فَضَّلَ عَلَيْنَا . فَقِيلَ قَدْ فَضَّلَكُمْ عَلَى كَثِيرٍ .
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbni Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsenna'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. (Dediki): Katâde'yi Enes b. Mâlik'den, o da Ebû Üseyd'den naklen rivayet ederken dinledim. Ebû Üseyd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ensâr hanelerinin en hayırlısı Beni Neccâr, sonra Beni Abdi'l-Eşhel, sonra Beni Haris b. Hazrec, sonra Beni Saide'dir. Ensâr hanelerinin hepsinde hayır vardır.» buyurdular. Bunun üzerine Sa'd : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başkalarını, bizden üstün tutmakdan başka bir şey yapmadı zannediyorum demiş; kendisine, sizi çoğundan üstün tuttu, cevâbı verilmiş
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ سِنَانٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أَحْمَدَ الزُّبَيْرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سُلَيْمَانَ بْنِ الْغَسِيلِ، عَنْ حَمْزَةَ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ اصْطَفَفْنَا يَوْمَ بَدْرٍ " إِذَا أَكْثَبُوكُمْ - يَعْنِي إِذَا غَشُوكُمْ - فَارْمُوهُمْ بِالنَّبْلِ وَاسْتَبْقُوا نَبْلَكُمْ " .
Hamza b. Ebî Useyd'in babası Ebû Useyd (Mâlik b. Rabîate'I-Ensâri's-Sâidi)'den; demiştir ki: Biz Bedir (savaşı) gününde saf tuttuğumuz zaman, Rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurdu: "(Düşman askerleri) Size yaklaştıkları zaman yani sizi (iyice yakından) sardıkları zaman onlara ok atınız. (Ok menzilinin dışında kalacak kadar uzak oldukları zaman ise) oklarınızı (atmayınız, yanınızda) muhafaza ediniz.”
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ الْمُنْذِرِ الْحِزَامِيُّ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ سَعِيدٍ، حَدَّثَنِي صَفْوَانُ بْنُ سُلَيْمٍ، حَدَّثَنِي مُحَمَّدٌ، وَعَلِيٌّ، ابْنَا الْحَسَنِ بْنِ أَبِي الْحَسَنِ الْبَرَّادِ أَنَّ الزُّبَيْرَ بْنَ الْمُنْذِرِ بْنِ أَبِي أُسَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، حَدَّثَهُمَا أَنَّ أَبَاهُ الْمُنْذِرَ حَدَّثَهُ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ، أَنَّ أَبَا أُسَيْدٍ، حَدَّثَهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ذَهَبَ إِلَى سُوقِ النَّبِيطِ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ " لَيْسَ هَذَا لَكُمْ بِسُوقٍ " . ثُمَّ ذَهَبَ إِلَى سُوقٍ فَنَظَرَ إِلَيْهِ فَقَالَ " لَيْسَ هَذَا لَكُمْ بِسُوقٍ " . ثُمَّ رَجَعَ إِلَى هَذَا السُّوقِ فَطَافَ فِيهِ ثُمَّ قَالَ " هَذَا سُوقُكُمْ فَلاَ يُنْتَقَصَنَّ وَلاَ يُضْرَبَنَّ عَلَيْهِ خَرَاجٌ " .
Ebû Useyd es-Sâidî (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Nebıyt çarşuma gitti, oraya baktı. Sonra: «Burası siz (mu'minler)e (uygun) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra başka bir çarşıya gitti. Oraya da baktıktan sonra: «Burası (da) size (münâsib) bir çarşı değildir,» buyurdu. Sonra dönüp bu çarşıya geldi ve burada dolaştı. Sonra: «Burası sisin çarşınızdır. Sakın bu çarşı İptal edilmesin ve bu çarşı (satıcıları ve alıcıları) üzerine vergi yükletilmesin,» buyurdu. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedinin şu ravileri zayıf kimselerdir: İshak bin İbrahim, Muhammed, Ali ve bunların şeyhi Zübeyr bin Münzir bin Ebi Useyd es-Saidi., AÇIKLAMA